27.3.09

kırık vals

  • Sadece kendisiyle ilgili bir iddiayla karşısına çıktığımda tarafından değerli muamelesi gördüğüm insanları bu konuda suçlamakla suçu kendimde aramak arasındaki ince çizgide, nefsimin de yardımıyla, hep kendini kayıran tarafa yakın olsam da son dönemdeki tecrübelerim artık sorgulanma vakti gelmiş birkaç varsayımıma işaret ediyor.
  • Gözlem yapmanın verdiği haz ortada. farkında olmadığın sürece sorun olmasa da hep konuşup gözlemlenen olmak, azınlıkları tenzih ediyorum, can sıkıcı. ama mallıkla gözlemci olmak arasında da ince bir çizgi var bence. bu yüzden bir grup “gözlemliYorum”cu arkadaş, pekala mal benim gözümde. ve ne yalan söyleyeyim gözlemlerimde sıkça yanıldığıma dair sözde-eleştirileri ancak benim hassas noktalarımı bilen bir grup insandan başka kimseden almıyorum. malsın diyorum velhasıl.
  • Klişe konuşmaktan kaçınmak gibi bir şeyi dert edinmenin verdiği acıyı anlatamam. bunu ciddi manada takıyor olmanın oluşturduğu kötü imajın da farkında oldum hep. ama klişe olup kendisinden kaçılan insan olmaktansa bu hali tercih edeli çok oldu.
  • İçinde bulunduğun durumu en mantıklı olmadığını bildiğin halde öyleymiş gibi göstermeye çalışmak kadar normal bir şey yok. sonuçta hepimiz egosu olan insanlarız. lakin aynı hepimiz, belli kapasitelerin de çok fazla sınırlarını zorlayamayacak, zorlamaması gereken insanlarız. zaman zaman bunu yaptığımızı hissediyorum. sonuçta hepimiz aynı yere varıyor olabiliriz ama kullandığımız vasıtalar arasında dağlar kadar fark var. ve en çok da beni ikna etmiş olduğun yanılgısının sende oluşturduğu sahte zafer duygusuna takmış durumdayım.
  • Süperfm’in bir sezen-candan-ajda kolajı var ki bu gece, 20yıl öncesinde doğup sürece şahit olmak için göze almayacağım şeyin olmadığı nadir anlardan birini yaşıyorum şu an. ebru gündeş girdi şimdi de devreye, ve aklıma onun yüksek belli bluejeani, deri montu ve kahverengili siyahlı muhtemelen kadın literatüründe başka bir tabiri olan saçı ile oynadığı dizisi geldi.(hayalimdeki bir zamanların ebrusu da olabilir bu, bilmiyorum.)
  • Sezen’in son albümü aslında beklenen ilgiyi görmese de bence fevkalade. yol arkadaşım’ıydı, izmirin kızları’ydı derken muhtemelen arka planda kalan ama aslında bunu hiç mi hiç hak etmeyen bir şarkı var ki kırık vals. mevsimin sulu boya olması kadar masum, çocukça bir temennide bulunup masum değiliz hiçbirimiz de diyebilecek kadar cesur bir kadından, sezenden, bu şarkıyı Allah’ını seven dinlesin. Ama Yıldırım Türker de Allah’ın müstahakkını vermesi gereken insanlardanmış anladım.

Vesselam.

2 yorum:

dide(M) dedi ki...

mallıkla gözlemleyici olmak arasında kocaman bi fark var sn. yavaşçözer. genelde kimsenin farketmediği gözlemciler mal olarak görülse de, feci gözlem insanı gibi görülenler mallardır.
ayrıca ilk maddedeki upuzun cümleni ögelerine ayıramadım. arz ederim :)

juninhooo dedi ki...

şimdi sayın dide, o laf aslında birine.dahası o kadar diyorum "gözlemliyorumcu" arkadaşlar diye.yani sen ben demiyoruz bu adam gözlem yapıyor, sen sustuğuna bakma diye.mallığına kılıf belliyor yani kimisi bunu.bi de ilk cümle uzundur, uzun cümleler kurmayı severim (bkz s.s.bökenin oğluyla ilgili cümle)(: