20091122

bill knew.

Cuma günü saat 14.00 itibariyle istatistik quizinde olmam gerekirken ben bir elektrik-su-telefon faturası sırasında 20küsür kişinin arkasındaydım. Aslen bilime olan saygım aile içinde ün yapmış durumda, ama konu Confidence Interval olunca bana bi haller geliyor, körvün yanından geçmiyorum diye türlü triplere gark oluyorum. Yine de bu yoğunluktan arta kalan zamanda sizden bir ricam olacak: Gribi ölen insanlardan, Sabri’yi isabetsiz ortalardan, dünyayı Türkiye’den, hayatı kariyerden, Avea’yı mesajdan, Ipod’u Muse’dan, cool’luğu mezhep genişliğinden, dünyayı oğlundan, Snow Patrol’ü Chasing Cars’tan, ekonomiyi alıp vermekten ibaret gören nice insana denk geldim son günlerde. Halbüse çok değil iki-üç istatistikle hallolacak olay bu. Herkes bir ucundan tutsa yeminle halledilir, bu insanlara günleri gösterilir. Biliyorum çok yoğunsunuz ama benim de şu an çay içmem gerek.

20091112

Who fucking loves New York? Who is the biggest fan? Who is a fiery cheerleader caught in some un-New York foreign land?

makro dersimin ilki iptal edildiği için saat 1i 40 geçeli beri 306nolu bilgisayar labındayım. okuldaki 2.yılımın ta en başında, ankara'ya henüz gelmiş ve yeni yurduma henüz yerleşecekken ve sabahın köründe yurt kapalı olduğundan bahçede boş boş otururken gördüğüm o kız. o vakit yanında annesi vardı, oturacak yer bulamayınca uykusuz'un otisabili sayfasını zayi edip annesiyle üzerine oturmuştu. o zaman ben onu çok tatlı bulmuş, hatta ilerde eralp'e anlatmak için zihnime küçük küçük notlar düşmüştüm. eralp'e gösterdiğimde de "tahmin etmeliydim." minvalli bir cevapla karşılaşmıştım. zaten bizim hep "şaşırmadım"lı bi dialogumuz var, bilemedim gitti.

neyse yine ben, üzerinden çok geçmeden, bu pofuduklu gibi kızın yanındaki oğlana "ben kaç yıldır sosyalizmi anlatıyorum biliyor musun?" dediğini duyacak ve ondan soğuyacaktım. bereket onu henüz sigara içerken görmemiştim, zira mevzunun tuza bibere falan ihtiyacı yoktu.

aradan geçmiş birden fazla yıl, o kız şimdi bilgisayar monitörünün tabiri caizse götgöte olduğu diğer bilgisayarda. sağında ve solunda birer tane arkadaşı. kendisine dair bildiğim tek şeyse zamanında "ben kaç yıldır sosyalizmi anlatıyorum biliyor musun?" dediği oğlanla şu anda çıkıyor olduğu. demek böyle şeylerden etkilenen erkekler de var.

neyse gözlüklü şirin, arkadaşlarına onlardan bir dönem önce aldığı derse dair ne biliyorsa yarım saattir falan anlatıyor. körvün neresine denk düştüğü halde neden sene sonunda b aldığından tutun da şu an unuttuğum çok alakasız bir başka gereksiz bilgiye kadar. onu suçlamıyorum, bunu ben de yapıyorum. bir dersi birinden önce almayagöreyim, önü alınamaz bir canavara dönüşüyorum. makroda çok oluyor bu mesela, "nedim mi? baya zorlar o yaa.", "mühendisler falan da alır sizle. körv hayvansal çıkar.", "adam mühendismiş zaten. çok matematik dersi." gibi. şimdi aynını o kızda görünce gerildim. "ben de bu kadar itici oluyor muyum acaba?" diye soracak oldum. neyse ki cevabını öğrenecek vaktim yok. makro, körvünün en tepesinde olduğum bir ders olsa da karşımdaki kızdan anladığım üzre hoca milletine güven olmaz. gitsem iyi olacak.

20091108

erasmus gelse de gitsek

Ertesi günkü mikro sınavının tribine önceki gün giren biri olarak istakbalde dahi topluma bir şey katma ihtimalim sıfır. Bu tümevarımımda son birkaç günkü eğlencemizin bok-at-kaç olmasının payı da büyük.

Ben böyle her yeni döneme başladığımda "Baştan sıkı tutup sınavlara çalışmak zorunda bile kalmayacağım." diyorum ama nafile. Her işler boka sardığında dersleri suçladığımı farkettiğimde "Yok ama bütün dersler önemlidir." diye kendi kendime çıkışıyorum, ama kötü geçen sınavından sonra kendimi "Sizce de adı math for econ olan bi dersin bölüm için daha kilit bi ders olması, zilyon tane dersin prerequisite'i olması gerekmez mi?" sorularıyla rasyonel düşüncenin peşinde buluyorum. Her yeni ayakkabı alışımda da "Bu sefer hep bağcıklarını açarak giyeceğim." diyorum, ama bir hafta sonra işaret parmağı topuğuma yardım ederken buluyorum. Ya da her yeni dinlediğim grubu iyi bulduğumda ilk günkü heyecanıma geri dönüyorum. Yani kendime ne kadar çok söz versem de tırtlığımla kalacağım aşikar. O yüzden söz verirken iki kez düşündüğümde kendim için değil, sizin için yapıyorum bunu. Yoksa ben bir ömür aynı dersleri çıkarıp çıkarıp gocunmam, mesele o değil.

Kulüp hayatının kendi hayatıma oranının hiçbir gerçeği yansıtmadığı şu günlerde anlıyorum ki her işin başına bir adamın geçmesinin gerekmesi her işin başındakinin adam olduğuna delalet etmiyor gavurun tabiriyle "necessarily."

Son günlerde bütün boşluklara sızan Belle and Sebastian, mayıs sonunu çekici kılansa büyük resmin kendisi. "Daha kasım başındayız, destur!" demeyin, Mayfly diye de bi şarkı var.

20091031

Böyle bakınca sizce de yekta kopan’ı andırmıyor muyum?

İzmir’de 35dakika sahnede kalıp kişi başı 30tlyi cebe indiren Inna, şüphesiz bugünün büyük bir kısmını Ankamall’de geçirenlerin başına gelebilecek en kötü şeydi ve geldi. Neşeli Günler şımarığı Mavi’den tutun da Bospa esnafı Bershka’ya kadar herkes, arkadaşlarıyla bir güzel gün geçirmek hayalindeki genç dimağları analarından doğduklarına pişman ettiler. Bunları bastıran bizim hunharca kahkahalarımız olunca ben acı gerçekle anca yurda vardığımda yüzleşebiliyordum ve arkada bir yerlerde birileri “fılaay layk yu duit layk yur haay layk yu” diye yineleyip duruyordu. Aynı sessizlik bana yarın öğleden sonraki Ankara’yı düşündürttü ve fark etmeden edemedim: Aslında Ahi Evran Türkçe Öğretmenliği’nde okuyanlar veya Marmara Hukuk’takiler ya da Odtü Elektrik Elektronik Mühendisliği’ndekiler veyahut Ege Biyoloji’dekiler dünyanın en şanslı insanları ama farkında değiller. Öyle. Sonra Eralp bana “insanlara güzel şeyler söylemiyorsun.” diyor. İki cümle öncesine kadar dünyanın en romantik insanı ben değildim de kimdi?

20091027

futurama

Bizim okulda kulüpçülüğün olmazsa olmazı iktidar yancılığı. Dersi alabilmeniz içinse önkoşul kraldan çok kralcılık. Bütün bunları duyarak değil görerek öğrenmek ise hayatıma son bir ayın en büyük girdisi. Sonuçta case study diye de bi şey var. İnsanlar ne paralar döküyorlar bunun peşi sıra. Benimse iki kolumdan omuzlarıma kadar altın bilezik. 4.sınıflarının mezuniyete dair planlarının “Güney yarım küreye inerim.” şeklinde olduğu bir okulda CV kaygısı anlatılmaz yaşanır.

20091025

get me away from here im dying

didem said:
yarın kuş gribi testi yaptırcam
cüneyt said:
domuz gribi daha moda
onu düşün



20091018

ömürboyufarkındalıkdoktrini

biloga yazmadığım, parmaklarımın boş durduğu anlamına gelmez.