7.11.08

yiğit, o.

ilk okul, lise vb okul arkadaşlarıyla bir araya geldiğinde insan, hele hele araya baya bi de zaman girdiyse, sadece anılara dayanır muhabbet, varsa eğer gücünü ordan alır. istisnalar elbette vardır, ama ben kendi hayatımdan ve etrafımdaki birkaç ufak hayattan yola çıkarak yapıyorum bu genellemeleri. neyse. bu gibi durumlarda, sınıftaki çoğu kişinin anılarında ortak bazı isimler olur. genelde sınıfın en haylazları tayfasından olur bu. ben de lisede buna benzer bir durumu yaşamıştım kısmen. veli toplantılarının çoğuna gitmesin isterdim ailem, ya da geri geldiğinde babamın yüzünden düşen parçalarla muhatap olmayayım ben. hayır notları falan tavan olan bi adamdım da, tek sorunu işte; kendine hakim olamayıp sürekli konuşup öne çıkıp bazı kesimleri geri plana itmesi oğlunuzun.

ilkokulda bu görevi yiğit üstlenmişti. anıların ortak öznesi, planlara en dahil edilmeyesi, “yaramaz”lar listesine adı ilk konulası adamdı. bir şey yaparsanız ve haberi olursa içine edendi. annesinin çalıştığını bildiğim, bundan dolayı okuldan sonra da gruba ilk katılıp en son ayrılma gibi bir imkanı olan, babasıyla ilgili hiçbir fikrim olmayan bi adamdı yiğit. adının yanına en az üç çarpıyı daha öğretmenler zili çalıp da herkesin yerine oturması gerekmeden rahatlıkla atabileceğiniz bi isimdi. yiğit üzerine bahis oynanası bi adamdı. bahisçisini hayal kırıklığına uğratacağı bi gün sanmıyorum ki olsundu. okulda bi gün dördüncü katın merdiven boşluğundan aşağı düşüp ertesi gün hiç bir şey yokmuşçasına okula gelebilen çocuktu. o çocuktu.(bu oldu) kendisine ettiğin beddualar kısmen dua olarak bile nitelendirilebilecek bir adamdı yiğit. aradan geçen onca yıldan sonra ben şirinyer forbeste dükkanda bi işe “yarar”ken, oralarda yıllar öncesinden hiç bişey kaybetmeden, üzerine de bişey eklemeden en “yaramaz” haliyle gezebilen nevi şahsına mahsus kişiydi.

geçenlerde bir gece rüyama girdi. şu an hatırlamadığım ama çok güzel olduğunu bildiğim bi aktiviteyle ilgili son hazırlıkları yapıyordum artık o geldiğinde. kapıyı açtığımdaki şaşkınlığıma sonsuz bi soğukkanlılıkla karşılık verip o gün bende kalmak istiyor; bense, karabasan mıdır nedir bilmiyorum, sesimi edemiyordum. dizilerde filmlerde görüp gıcık olduğum o sessizliğe bürünüp kafa sallıyordum. gecenin geri kalanı eski iki arkadaşın görüşmesinden çok daha uzak bi formatta geçti. ona yatacağı yeri hazırladım, ben de yattım.bu.sonra bi de gece bi sese uyandım ki yiğit duş alıyor, fesuphanallah.

İnsanın hayatına zaman zaman birileri gelip böyle bir dönemine damgasını vurur, eyvallah.
biz de birilerininkine vuruyorsak sorun yok. ama yiğit olmasın bu. bi dönemimin zaten içine eden bu adam, rüyada bile olsa, dönüp dolaşıp gelmesin. hatta rüyada hiç gelmesin. bari ordan umudu kesmeyelim.

3 yorum:

pRncfRn dedi ki...

:))
Her sınıfta vardır böyle tipler, bizde bunlardan en az on tane vardı, iyi de oldu, insanları tanıyorsun böylece :)

ralphlexy dedi ki...

bu yiğiti bulun bana=)..
..tanışmam lazım..

Euphy! dedi ki...

bu yazı diğerlerinden farklı. daha güzel. sonunda "görüşmek üzere sevgili blog" faln olmayışı da daha bi çekici kılıo.:P