3.11.08

vicdan

sabahın sessizliğinden olsa gerek, banyoda yüzüne vurduğu sudan arta kalan sessizlikte, salondaki saatin dokuza vurduğunda çıkan ufak sesi duyabilmişti.heyecanına yenik düşüp ağzından günün ilk küfrü çıkmıştı ki telefonun birkaç dakika sonra çalacağı rutini vücudunda bundan çok daha büyük bir gerginliğin fitilini de ateşlemişti bile. şans eseri kaymadan banyodan çıkabilmiş, aradığı şeyin, evinde her şeyin her yerde olduğu gerçeğini görmezden gelerek, yatak odasında bir yerlerde olacağını ümit etmişti.yastığın altına baktı önce, sonra onu bir kenara fırlatıp yorganın altına, ardından komodinin çekmecesine.sonra bir ara yine tekmeledi yastığı, ardında duran askılığa, askılığın tuttuğu ceketine ulaşmak için.ama bulamadı.sonra oturma odası, mutfak, belki banyo diye giden bir düzende bütün evi aradı.sıralamayı ona göre aradığı şeyin bulunabilme ihtimalinden yola çıkarak yapmıştı. ama bulamadı. telefonun çalmaya çoktan başlamış olduğunu fark etti.biraz daha hızlandı son kez kontrol etti yatak odasını, artık telefondakinin iyice sabırsızlandığını anlamadığı bir şekilde fark ettiğinde yatağın diğer ucundaki telefona uzanmak için soluk soluğa yatağa attı kendini.konuşma bittiğinde “seni seviyorum” dedi.filmin koptuğu yer de burasıydı nitekim.aradığını bulmuş olsa yaşamayacağı andı bu.aslında yaşayacağı ama o anı bi şekilde skip’leyip ona dair hiçbir şeyi hatırlamayacağı. 23.yüzyılın o büyük icatlarından biriydi bu da, aradığı şeyden bahsediyorum. İşbu aletti ki gelmekte olan anları belli bir zaman sınırına kadar yaşamadan, aslında yaşayıp yaşamamış gibi olmak, istediği zamanda bulabiliyordu kendini.bu da tam o anlardan biriydi işte.samimi olmadığına inandığı, vicdanıyla yüzleşmek istemediği.nefsinin vicdanından üstün geldiği anlara ulaşmak için yapıyordu bunu.geçtiği anları yaşamamış sayılmıyordu zaten, sadece o anlara dair bir şeyler hissetmiyordu.yaptığının yanlışlığına dair bir şeyler oluşursa da aklında, vicdanının yeniden harekete geçtiğini anlarsa, yine aletin kendisine başvuruyordu, sisteme cevabı yine sistem veriyordu.şimdiyse bulamamış ve vicdanın sorduğu soruların arasında boğulmaya başlamıştı. sorsalar dürüst biriydi.ilk başta sevdiğine de inanmıştı zaten.ama artık hazzın her şeyin önüne geçtiği hayatında böyle şeylere yer bulamıyordu, o yüzden bu yolu seçmişti.ve işte buradaydı.aradığı şeyi bulamadığı anlarda artık yorulan insanın kendini koltuğa bıraktığı sahneyi bir de o denedi.sonra kızın yerine koydu kendini. vicdanına teslim olmuştu artık.sordu kendine:
ya benim geçmek, yaşamamak istediğim anlar; onun yaşamak istediği anlarsa?ya benim geçtiğim anlara kız, aksine, gelmeye çalışıyorsa?

3 yorum:

pRncfRn dedi ki...

Çatışan yaşamların anı da çatışır mı?
Yüreğine sağlık..

juninhooo dedi ki...

muhtemelen evet.zira yaşam anların toplamı değil miki?
düzyazıya kaydım buarada, farkettiysen :)

pRncfRn dedi ki...

Evet, çok daha vurucu olmuş bence :)